Primetime: Reyting Saati

Sinema Yazarı ve Film Eleştirmeni Efe Teksoy, Lance Oppenheim imzalı, Robert Pattinson’ın ünlü televizyoncu Chris Hansen’a dönüştüğü A24 yapımı Primetime’ı Alaturka okurları için mercek altına aldı. Venedik’te dakikalarca ayakta alkışlanan film, bir haber programının adım adım bir gösteriye dönüşmesini anlatıyor.

Primetime’ın resmi fragmanı (A24):
En Çok İzlenen Saat
Dünya prömiyerini 5 Eylül 2026'da 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde yapan Primetime, 25 Eylül’de Amerika Birleşik Devletleri’nde A24 tarafından sinemalarda gösterime girdi. Türkiye’de ise 23 Ekim 2026'da Bir Film dağıtımıyla vizyona girdi. Gerçek olaylara dayanan ve belgeselci Lance Oppenheim’ın ilk kurmaca uzun metrajı olan yapımın senaryosu Ajon Singh’e ait.
Çıkış noktası, Esquire dergisinde 2007'de yayımlanan uzun bir haber dosyası. Senarist iki yapımcıyla birlikte metin üzerinde bir yıl boyunca para almadan çalıştı. Hollywood ilk turda sessiz kaldı, ta ki senaryo Robert Pattinson’ın yapım şirketine ulaşana kadar. Pattinson projeye önce yalnızca yapımcı olarak girdi, sonra rolü bırakamadı.
2006 yılında başlayan hikâyede sosyal medya henüz başlangıç çağında. Amerikalılar akşam yemeğinden sonra hâlâ belli bir saatte belli bir kanalın başına oturuyor. Televizyonun kalbi, akşamın en çok izlenen saat dilimi prime time’da atıyor. Filmin adı da buradan geliyor. O kuşağa girmek bir programın kaderini değiştiriyor. NBC’nin haber programı Dateline’ın bir bölümü olarak başlayan To Catch a Predator ise beklenmedik bir yükselişin ortasında. Programın formülü basit: internette kurulan tuzaklarla suç şüphelileri sahte bir eve çağrılıyor. Kapıdan girdikleri anda karşılarında gizli kameralar ve programın sunucusu beliriyor. Ardından sakin, neredeyse kibar bir cümle geliyor: “Şuraya oturun lütfen.” Bu cümle sonraki yirmi yılda internetin en çok taklit edilen repliklerinden biri oluyor. Film tam bu yükselişin ortasında açılıyor. Program haber kuşağının bir köşesinden çıkıp çarşamba akşamlarının en değerli saatine, rakip kanalın Lost dizisinin karşısına yerleşiyor. Hansen her şeyi elde etmiş görünüyor. Ama o saatte kalmanın tek bir şartı var: her hafta bir önceki haftadan daha fazla izlenmek.

Sahte Evler, Gerçek Kameralar
Açılış sekansında Hansen bir merdivenin tepesinde beliriyor ve kadraja yavaş yavaş iniyor. Yönetmen bu girişi Kont Drakula’nın inişi gibi tasarladığını söylüyor. Film boyunca Hansen bir gazeteciden çok kendi kurduğu sahnenin baş oyuncusu gibi davranıyor. Yanındaki yapımcı Andie Bender (Merritt Wever) ise o sahnenin görünmeyen yönetmeni. Programı ayakta tutmak için her hafta bir öncekinden daha çok izlenme sağlayacak bir hikâye arıyor, çünkü format durmaya izin vermiyor. Wever’ın sessiz, yorgun, hep bir adım geride duran oyunu Pattinson’ın taşkınlığına karşı filmin ağırlık merkezini oluşturuyor.
Görsel dil de programın kendisiyle aynı ikiliği kuruyor. Bir kısım sahne 2006'nın orijinal dijital video kameralarıyla çekiliyor: gizli kamera açıları, dörde bölünmüş monitör görüntüleri. Ekibin kamera arkasındaki hayatı ise doksanların sonundaki gerilim filmlerini andıran grenli, doygun renklerle akıyor. Tuzak evleri 1990'ların sonundan beri hiç yenilenmemiş üç gerçek evde kuruluyor. Pastel duvarlar, mavi jaluziler, kimsenin yemek pişirmediği mutfak adaları. Her şey sıradan görünüyor ama bir şey hep yerinden kaymış. 4:3 kadraj da izleyiciyi tüplü bir televizyonun içine kapatıyor.

Kamera Arkası
Çekimler New Orleans’ta gerçekleşti, ama hikâye New York, Connecticut, Kaliforniya, Teksas ve Florida arasında gidip geliyor. Yapım tasarımcısı True Detective’in ilk iki sezonundan tanıdığımız Alex DiGerlando. Ekip bir yanda 2006'nın NBC genel merkezini, cilalı kurumsal kuleleri kurdu. Öbür yanda programın tuzak kurduğu taşra kasabalarındaki banliyö evlerini ve kasvetli motel odalarını. DiGerlando, tuzak evleri için fotoğrafçı Larry Sultan’ın The Valley kitabından yola çıktı. Kitap, banliyö evlerinde kurulmuş film setlerini belgeliyor. Amaç, ilk bakışta sıradan bir natürmort gibi duran ama dikkatli bakınca bir şeyin yanlış olduğu hissini veren mekânlar yaratmaktı. Ekip dönemin NBC kurgu odalarının fotoğraflarını bulup aynı yıllardan kalma teçhizatı setlere taşıdı. Bir sandviç dükkânı sahnesi için bile 2006'ya ait cips paketleri ve kutu içecekler arandı. Kostümlerde ise The White Lotus’un son üç sezonunun tasarımcısı Alex Bovaird’in imzası var.
Primetime, yaşanmış bir televizyon olayını belgesel titizliğiyle kurup psikolojik bir gerilime dönüştürüyor. Akılda kalan ise Pattinson’ın oyunculuğu: neredeyse hiç kıpırdamayan bir yüz, sıkılmış dudaklar ve dış dünyayla bağını giderek yitiren donuk bir bakış.
İyi Seyirler Dilerim
Efe Teksoy
Kaynak: A24, Primetime Basın Materyalleri (2026).
Fotoğraflar: © A24; set fotoğrafları: Sinna Nasseri / © A24