Okan, Okan, Okan… Bu Takım Neden Hâlâ Plansız?

Can Demir
Can Demir
ABD merkezli USSF A lisanslı teknik direktör ve lisanslı hakem. Alaturka Spor Kıdemli Spor Editörü. Türk Milli Takımı, Avrupa futbolu ve MLS üzerine teknik ve taktik analizler yazar.

Gündem

Galatasaray neden hâlâ bir takım organizasyonu görüntüsü veremiyor? Can Demir, Okan Buruk’un oyun planını, ön alan baskısını, savunmadan çıkış problemlerini ve Avrupa’da tekrar eden Galatasaray sorunlarını yazdı.

Maç başlamadan kadroyu görünce kendi kendime, “Okan Buruk herhâlde bu kez sistemi değiştirdi, farklı bir oyun planı hazırladı” dedim.

Çünkü sahaya sürdüğü iki kanat oyuncusu ne savunmaya dönüyor ne de önde yapılan baskıya gerçek anlamda yardım ediyor. Böyle bir kadroyla klasik ön alan presi yapamazsınız. Ya orta blokta beklersiniz ya da merkezdeki oyuncu sayısını artırıp daha dengeli bir yapı kurarsınız.

Okan Buruk bunların hiçbirini yapmadı.

Galatasaray pres yapıyor gibi göründü ama aslında yalnızca pres taklidi yaptı. Bir oyuncu öne çıkıyor, arkasındaki gelmiyor; kanat baskıya gidiyor, bek tereddüt ediyor; orta saha rakibini takip ediyor ama savunma çizgisi öne çıkmıyor.

Takım hâlinde yapılmayan baskı rakibi zorlamaz. Tam tersine, kendi takımınızın hatları arasını açar.

Nitekim öyle oldu.

Uyumsuz Deniz-Yunus hattı, baskıya hiç katılmayan Sané ve Leao ile birleşince Galatasaray’ın göbeği adeta otoyola döndü.

Tek ön liberoyla bu kadar geniş alanı savunmaya çalışmak, bir oyuncudan aynı anda üç kişinin görevini yapmasını beklemektir.

Bu kadar parçalı bir takımda ön libero nereye yetişecek?

Kanada mı yardım edecek, stoperlerin önünü mü kapatacak, rakibin merkezden çıkan oyuncusunu mu karşılayacak, yoksa ikinci topları mı toplayacak?

Futbolun en temel prensiplerinden biridir:

Ön alan baskısı bir zincirdir.

Zincirin bir halkası bile görevini yapmazsa baskı kırılır. İki kanat geri gelmiyor, hücumcular baskıyı tamamlamıyor ve orta saha tek oyuncuya bırakılıyorsa takımın merkezi koridor gibi açılır.

Bunu yalnızca üst düzey teknik direktörler değil, amatör liglerde çalışan hocalar bile bilir.

İlk gol sadece Yunus’un hatası değildi

İlk golde Yunus’un tercihi kabul edilemezdi. Son adam durumundayken topu güvenli bölgeye, yani kenara oynaması gerekirken merkeze çevirdi.

Futbolda savunmadan çıkarken yapılmayacak ilk iş, baskı altındayken topu kendi kalenizin önündeki merkeze bırakmaktır.

Ancak bütün faturayı Yunus’a kesmek de kolaycılık olur.

Yunus topu aldığında pas açıları nerede?

Orta saha neden kendisini göstermiyor?

Bek neden genişlik vermiyor?

Takım neden bu kadar uzun?

Top kaybedildiğinde merkezdeki emniyet oyuncusu nerede?

Bireysel hata golü getirdi ama o hatayı hazırlayan şey Galatasaray’ın sahadaki kötü yerleşimiydi.

Sanchez’in el bombası

Üçüncü golde bu kez Sanchez sahneye çıktı.

Galatasaray’ın savunmadan oyun kurması, uzun zamandır kontrollü bir organizasyondan çok elden ele dolaştırılan bir el bombasına benziyor.

Bir oyuncu baskı altında topu diğerine veriyor, o da sorumluluğu bir başkasına bırakıyor. Sonunda birisi yanlış pası atıyor ve bomba patlıyor.

Sanchez’in hatası büyüktü.

Fakat burada da aynı soru karşımıza çıkıyor:

Bu oyuncuların pas seçenekleri neden bu kadar sınırlı?

Takım neden topu kaybettiği anda bu kadar savunmasız kalıyor?

Beş yıldır aynı teknik direktörle çalışan bir takımın savunmadan nasıl çıkacağı, baskı altında hangi bölgeyi kullanacağı ve top kaybında nasıl konumlanacağı çoktan ezberlenmiş olmalıydı.

Galatasaray’da ise her oyuncu top ayağına geldiğinde kendi çözümünü üretmeye çalışıyor.

Bu, takım oyunu değil; toplama takım görüntüsüdür.

Rakip hoca iki günde plan yaptı

İşin en acı tarafı, rakip takımın teknik direktörünün henüz iki gün önce göreve gelmiş olmasıydı.

İki antrenman bile yapmamış bir hoca, elindeki oyuncularla oturmuş, Galatasaray’ın zayıf noktalarını belirlemiş ve basit ama işleyen bir plan hazırlamıştı:

Baskıyı kır.

Merkezi hızlı geç.

Kanatların arkasındaki boşluğu kullan.

Ve Galatasaray’ın dağınık savunmasını geniş alanda yakala.

Okan Buruk ise beş yıldır takımın başında.

Buna rağmen ne eski oyuncularının sınırlarını doğru okuyabiliyor ne de yeni transferlerin hangi sistemde verimli olacağını belirleyebiliyor.

Sané’yi transfer etmek başka şeydir, Sané’nin özelliklerine uygun takım kurmak başka.

İsimleri yan yana dizmek kadro yapar; görevleri doğru dağıtmak ise takım yaratır.

Galatasaray’da kadro var ama takım organizasyonu yok.

Süper Lig’de yeten sistem, Avrupa’da yetmiyor

Okan Buruk’un inandığı bir oyun sistemi var.

Bu sistem, Süper Lig’de kadro kalitesi, yıldız oyuncuların bireysel becerileri ve zaman zaman dışarıdan gelen iteklemelerle bir şekilde yeterli oluyor.

Ancak Avrupa başka bir seviye.

Avrupa’da rakipler Galatasaray’ın formasından, yıldızlarından veya ligdeki ağırlığından etkilenmiyor.

Sizi analiz ediyor, tekrar eden hatalarınızı belirliyor ve zayıf noktanızı hiç tereddüt etmeden cezalandırıyor.

Beş şampiyonluk var, peki gelişim nerede?

Sonuç olarak Okan Hoca’nın beş şampiyonluğu var ama hocalığında sıfır gelişim var.

Bir takım transfer yaparken üstüne koyarak büyür.

Galatasaray ise üstüne koyarak küçülüyor.

Sorun artık yalnızca bir maç, bir oyuncu ya da bireysel hata değil.

Aynı teknik direktörle yıllardır çalışan bir takım hâlâ baskıyı birlikte yapamıyor, savunmadan nasıl çıkacağını bilmiyor ve top kaybettiğinde sahaya doğru yerleşemiyorsa artık mesele oyunculardan önce sistemdir.

Ve o sistemi kurması gereken kişi bellidir.

Okan Buruk.

Can Demir

Yorum Yap

📢 Görüşlerini Bırak, Sesin Duyulsun!
İsminizi Buraya Yazın

Latest Posts

spot_img

Kaçırmayın

Bu özel Listeye KATILIN

Amerika'dan en özel, en farklı bilgiler, duyurular sadece burada.