San Francisco’nun Kalbinde İki Gün Boyunca Türkiye Vardı

Alaturka Editorial Desk
Alaturka Editorial Deskhttps://alaturka.com
Alaturka Editorial Desk publishes official news, announcements, and briefings prepared by the Alaturka editorial team. This account ensures the verification and standardization of agency-based news and daily updates. While in-depth analyses and opinion pieces are authored by individual experts, official statements and briefings are handled through this central desk.

Gündem

CALTURKS — Turkish American Association of California tarafından düzenlenen 3. San Francisco Turkish Festival, Embarcadero Plaza’da iki gün boyunca Türkiye’nin ve Türk dünyasının kültürünü binlerce kişiyle buluşturdu. Festivalin belki de en dikkat çekici yanı, yalnız Bay Area’daki Türkleri bir araya getirmesi değil; Türkiye’yi tanımayan çok sayıda Amerikalı ve yabancı ziyaretçinin yolunu Türk kültürüyle kesiştirmesiydi.

SAN FRANCISCO — San Francisco’nun en hareketli noktalarından biri olan Embarcadero Plaza, hafta sonunda alışılmış şehir görüntüsünden çok farklı bir manzaraya sahne oldu.

Bir tarafta bakır ustasının çekici duyuluyordu.

Bir tarafta Kütahya çinisi işleniyor, ipek halıya düğüm atılıyor, Gaziantep’in geleneksel yemenileri anlatılıyordu.

Sahnede halk oyunları, müzik ve semazen gösterileri vardı.

Türk yemeklerinin önünde kuyruklar oluşuyor, Kangallar meydanda ziyaretçilerle buluşuyordu.

12–13 Eylül tarihlerinde düzenlenen 3. San Francisco Turkish Festival, Türkiye’yi iki günlüğüne San Francisco’nun tam merkezine taşıdı.

1975 yılında kurulan CALTURKS’un üçüncü kez düzenlediği festival, Türkiye’yi iki günlüğüne San Francisco’nun tam merkezine taşıdı.

Türkiye’yi görmeye gelmeyenler Türkiye’yle karşılaştı

Festivalin en önemli avantajlarından biri hiç kuşkusuz konumuydu.

Embarcadero Plaza, Ferry Building’in hemen karşısında; San Francisco’da yerel halkın, turistlerin, toplu taşıma yolcularının ve waterfront boyunca yürüyenlerin doğal geçiş noktalarından biri.

Alaturka’nın iki gün boyunca festival alanındaki gözlemleri de bu konumun etkisini açık biçimde ortaya koydu.

Özellikle meydanın yaya trafiğine açık bölümlerinde dikkat çeken kalabalığın önemli bir kısmı Türkçe konuşmuyordu.

San Francisco’yu gezerken festivalle karşılaşan Amerikalılar ve dünyanın farklı ülkelerinden ziyaretçiler, müziğin sesini duyup meydana giriyor; yemek stantlarında duruyor, sanatçıların çalışmalarını izliyor ve sahnedeki gösterileri takip ediyordu.

Bay Area’daki Türk toplumu için festival önemli bir buluşma noktasıydı.

Ama meydandaki görüntü bundan daha geniş bir hikâye anlatıyordu.

Türkiye’yi tanıyanları bir araya getirmekten daha önemlisi, Türkiye’yi tanımayanların yolunu Türkiye’yle kesiştirmekti.

San Francisco Turkish Festival bu yıl da bunu başardı.

Anadolu’nun ustaları San Francisco’da

Festivalin en özel bölümlerinden biri, Türkiye’den gelen geleneksel sanat ustalarının çalışmalarını yalnız sergilemesi değil, ziyaretçilerin gözleri önünde yaşatmasıydı.

Gaziantepli bakır ustası Ertuğrul Üzümcü, Anadolu’nun yüzyıllardır süren bakır işleme geleneğini San Francisco’ya taşıdı.

Süheyla Sarı Yoldaş, ipek ve geleneksel el sanatlarının inceliklerini festival ziyaretçileriyle buluşturdu.

Kütahya çini sanatçısı Almula İdil Kılıç, çini sanatının renklerini ve desenlerini ziyaretçilerin karşısında işledi.

Mehmet Orhan Çakıroğlu ise ailesinin yaklaşık 139 yıldır sürdürdüğü geleneksel yemeni üretimini ve Gaziantep’in bu önemli zanaatını San Francisco’da anlattı.

Buradaki fark önemliydi.

Ziyaretçiler bitmiş bir ürüne yalnızca bakmadı.

Onu yapan eli gördü.

Bir desenin nasıl ortaya çıktığını, bakırın ustanın elinde nasıl şekillendiğini, geleneksel bir zanaatın kuşaktan kuşağa nasıl taşındığını izledi.

Kültür bir vitrinin arkasından değil, onu yaşatan insanların ellerinden anlatıldı.

Türk dünyası aynı meydanda

Festival programı yalnızca Türkiye’yle sınırlı değildi.

Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Özbekistan ve Uygur kültürüne kadar Türk dünyasının farklı toplulukları da müzikleri, dansları ve kültürel öğeleriyle festivalde yer aldı.

Böylece Embarcadero Plaza’da ziyaretçilerin karşısına tek boyutlu bir Türkiye tanıtımından çok, Anadolu’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir kültür coğrafyası çıktı.

Sahnedeki gösteriler gün boyunca devam ederken festival alanındaki stantlar da Türk mutfağından sanata, tekstilden takıya kadar farklı alanlarda ziyaretçileri ağırladı.

Bu yıl festivalde 48 stant yer aldı.

İzmir Marşı’yla başladı, marşlarla sona erdi

Festivalin sahne programında yalnız müzik ve dans gösterileri değil, Türkiye’ye ait güçlü sembolik anlar da yer aldı.

İki günlük etkinliğin açılışında İzmir Marşı seslendirilirken, festivalin kapanışında da İzmir Marşı yeniden meydanda yankılandı.

Kapanış programında İstiklal Marşı da hep birlikte söylendi.

CALTURKS ekibi ayrıca sahneden Türk kadın voleybolunun uluslararası başarılarına dikkat çekerek Filenin Sultanları’na teşekkür etti.

San Francisco’nun merkezinde Türk bayraklarının dalgalandığı meydanda marşlara ziyaretçilerin de eşlik etmesi, festivalin en güçlü kapanış görüntülerinden birini oluşturdu.

Atatürk de festival boyunca alanın görünür simgelerinden biriydi. Sahnedeki Atatürk maketi etkinliğin başından sonuna kadar programın bir parçası olurken, Türkiye’den festivale katılan geleneksel sanat ustası Süheyla Sarı Yoldaş’ın standında sergilenen, ipek halıya işlenmiş Atatürk portresi özellikle yabancı ziyaretçilerin dikkatini çekti. “Bu kim?” sorusuyla başlayan sohbetler, birçok ziyaretçiye Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatmak için doğal bir fırsata dönüştü.

Türkiye bazen bir lokmayla anlatılır

Festival alanında en yoğun ilginin görüldüğü noktalardan biri yemek stantlarıydı.

Türk mutfağını bilenler için tanıdık lezzetler sunulurken, birçok Amerikalı ve yabancı ziyaretçi için bu stantlar Türkiye’yle ilk temas noktalarından biri oldu.

Bir döner.

Bir baklava.

Bir Türk kahvesi.

Bir dondurma.

Bir ustayla birkaç dakikalık sohbet.

Bir müzik parçası.

Türkiye’yi tanıtmak her zaman büyük kampanyalar, dev bütçeler ya da uzun tanıtım filmleri gerektirmiyor.

Bazen başka bir ülkenin kültürüyle kurulan ilk bağ, bir meydanda tesadüfen alınan bir lokmayla başlıyor.

Ardından insan merak ediyor.

Yemeğin adını soruyor.

Müziği dinliyor.

Bir stantta duruyor.

Bir sanatçının hikâyesini öğreniyor.

San Francisco’daki festivalin gücü de tam olarak burada ortaya çıktı: Türkiye’yi anlatmadan önce merak ettirdi.

Kangallar da ilginin merkezindeydi

Festivalin en fazla dikkat çeken konuklarından bazıları ise Anadolu’nun dünyaca tanınan Kangal köpekleriydi.

Kangallar festival alanında özellikle çocukların, Amerikalı ziyaretçilerin ve turistlerin yoğun ilgisini çekti.

San Francisco’nun merkezinde bir Kangal görmek, Türkiye hakkında çok az şey bilen bir ziyaretçi için bile durup bakmaya, soru sormaya ve merak etmeye neden oluyordu.

Ve aslında festivalin birçok noktasında aynı şey yaşandı:

Merak önce geldi, kültür onun arkasından anlatıldı.

Üç yılda büyüyen bir platform

San Francisco Turkish Festival henüz üçüncü yılında.

Geçen yıl düzenlenen ikinci festival için CALTURKS yaklaşık 7 bin ziyaretçi açıklamıştı.

2026 festivali için toplam ziyaretçi sayısına ilişkin henüz doğrulanmış nihai bir rakam açıklanmadı. Ancak iki gün boyunca alandaki yoğunluk ve kesintisiz yaya trafiği, festivalin yine binlerce insanla temas ettiğini gösterdi.

Bu yıl stant sayısının 48’e yükselmesi de organizasyonun büyümeye devam ettiğinin göstergelerinden biri oldu.

Ama başarının yalnızca kaç kişinin geldiğiyle ölçülmesi eksik kalabilir.

Asıl önemli soru şu:

Festival kaç kişinin Türkiye hakkında daha önce bilmediği bir şeyi görmesini, tatmasını, duymasını ya da merak etmesini sağladı?

Embarcadero gibi San Francisco’nun en görünür kamusal alanlarından birinde yapılan bir etkinliğin gerçek değeri tam da burada yatıyor.

Bu festivalin görünmeyen tarafı: Gönüllüler

Sahnede müzik, dans ve gösteriler vardı.

Meydanda onlarca stant ve binlerce ziyaretçi…

Ancak bütün bu organizasyonun arkasında çok daha küçük bir ekip ve büyük ölçüde görünmeyen bir emek vardı.

CALTURKS Başkanı Nalan Güngör Özışık, festival sırasında yaptığı konuşmada organizasyonun arkasındaki ekibin ücret almadan, tamamen gönüllü olarak çalıştığının altını çizdi.

Özışık, sahnede festivalin gerçekleşmesi için emek veren Derya Şenyurt Elzein, Tanşule Tosun, Örgül Eroğlu, Özden Matsu ve Tuna Taşçıoğlu’na da tek tek teşekkür etti.

Alaturka’nın festival boyunca sahadaki gözlemi de bu emeğin büyüklüğünü gösteriyordu.

Günlerce süren hazırlıkların ardından iki günlük festival boyunca sahneden stantlara, sanatçılardan program akışına kadar çok sayıda ayrıntı, sınırlı sayıdaki gönüllünün sürekli çalışmasıyla yürütüldü.

Büyük organizasyonların arkasında çoğu zaman büyük profesyonel ekipler bulunur.

Burada ise başka bir model vardı:

İnsanların yaşadıkları şehirde kendi kültürlerinin görünür olması için zamanlarını, enerjilerini ve emeklerini karşılık beklemeden ortaya koyması.

Belki de festivalin anlatılması gereken hikâyelerinden biri de buydu.

48 standın, iki günlük programın ve binlerce ziyaretçinin arkasında, sahne ışıkları söndüğünde isimleri çoğu kişinin bilmediği gönüllüler vardı.

Bir festivalden daha fazlası

CALTURKS, Kuzey California’da yarım asrı aşan geçmişe sahip bir Türk-Amerikan kuruluşu.

Bu yıl açılan CALTURKS Atatürk Kültür Evi ile kalıcı bir kültür merkezi oluşturan kuruluş, San Francisco Turkish Festival ile Türk kültürünü toplumun kendi çevresinin dışına taşıyor.

Biri kalıcı bir mekân.

Diğeri San Francisco’nun merkezinde halka açık bir meydan.

İkisi birlikte değerlendirildiğinde ortaya daha geniş bir tablo çıkıyor:

Amerika’daki Türk toplumunun yalnızca kendi içinde etkinlik düzenlemesi değil, yaşadığı şehrin kültürel hayatının görünür bir parçası haline gelmesi.

Festival bittiğinde stantlar toplandı.

Müzik sustu.

Embarcadero Plaza yeniden günlük San Francisco trafiğine döndü.

Ama böyle etkinliklerin değeri yalnızca iki günlük kalabalıkta değil.

Amerika’da büyüyen bir Türk çocuğunun kendi kültürünü San Francisco’nun merkezinde görmesinde…

Türkiye’ye hiç gitmemiş bir Amerikalının ilk kez bir çini ustasının elini izlemesinde…

Bir turistin Türk kahvesi içmesinde…

Bir çocuğun ilk kez bir Kangal görmesinde…

Bir insanın Türkiye’yle ilk kez bir tabak yemek, bir müzik, bir sanatçı ya da birkaç dakikalık sohbet üzerinden karşılaşmasında…

Ve bir toplumun yaşadığı şehrin ortasında kendi kültürüyle görünür olabilmesinde.

3. San Francisco Turkish Festival’in bıraktığı en güçlü görüntü belki de buydu:

Türkiye, San Francisco’da iki gün boyunca yalnızca anlatılmadı.
Yaşandı.

ALATURKA | San Francisco

Yorum Yap

📢 Görüşlerini Bırak, Sesin Duyulsun!
İsminizi Buraya Yazın

Latest Posts

spot_img

Kaçırmayın

Bu özel Listeye KATILIN

Amerika'dan en özel, en farklı bilgiler, duyurular sadece burada.