Amerika’da istihbaratın başına gelen isim, güvenlik geçmişiyle değil konut-finans dünyasıyla tanınıyor.
Trump, Bill Pulte’yi geçici Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görevlendirirken şu ifadeyi kullandı:
“William has deep experience managing the most sensitive matters in America…”
(“William, Amerika’nın en hassas konularını yönetme konusunda derin bir tecrübeye sahip…”)
Ancak tartışma da tam burada başladı.
Çünkü Pulte, kamuoyunda daha çok ulusal güvenlik veya istihbarat geçmişiyle değil, konut-finans alanındaki kariyeriyle biliniyor.
Bu yüzden Washington’da şimdi şu soru soruluyor:
Bu atama, Trump’ın güvendiği isimlerle çalışma tercihi mi,
yoksa Amerika’nın en kritik kurumlarında liyakat tartışmasını büyüten yeni bir örnek mi?
Sizce böyle bir görevde en önemli kriter ne olmalı?
Güven mi?
Sadakat mi?
Yoksa doğrudan istihbarat tecrübesi mi?



