Yeni aldığınız arabayla kaza yaptınız ve krediniz onaylanmadıysa ne yapmalısınız? Sözleşme detayları, sigorta durumu ve mahkeme süreçleri hakkında bilmeniz gerekenler.
Bir araba satın aldığınızda, her şey yolunda gitmeyebilir. Özellikle krediniz onaylanmadıysa ve bir kaza yaptıysanız işler daha da karmaşık hale gelebilir. California’daki yasalar bu tür durumlar için bazı temel haklar sunsa da, süreç oldukça karmaşık olabilir. İşte bu gibi durumlarda bilmeniz gerekenler:
1. Satış Sözleşmesi Detayları:
Aracınızı kredi onayı olmadan aldıysanız, satış sözleşmesindeki kredi onay maddesine dikkat etmelisiniz. Eğer sözleşmede kredi onayı bir koşul olarak belirtilmişse ve kredi onaylanmazsa, bayinin aracı geri isteme hakkı olabilir. Ancak bu durumda araç kazalıysa, iade süreci daha karmaşık bir hale gelebilir.
2. Sigorta Durumu:
Aracınızın sigortası yapılmış mıydı? Eğer kazadan önce aracınızı sigortalattıysanız, sigorta şirketi hasar masraflarını karşılayabilir. Bu durumda, sigorta süreci hem aracı iade edip etmeyeceğinizi hem de bayinin talebini etkileyebilir.
3. Mahkeme İhtimali:
Eğer bayii aracı geri almak için yasal yollara başvurursa, satışın tamamlanmadığını ve aracın hala kendilerine ait olduğunu iddia edebilir. Mahkemede, aracın kredi onayı olmadan size teslim edilmesi ve kaza sonrası oluşan durumla ilgili yasal bir süreç başlayabilir. Burada kazanın ardından sigorta tarafından ne kadar ödendiği, aracın değeri gibi sorumluluklar devreye girecektir.
Öneriler:
Böyle bir durumda yapmanız gereken en önemli şey, profesyonel bir yardım almak olacaktır. Bir tüketici avukatına danışarak, kredi onayı, satış sözleşmesi ve sigorta poliçesi gibi belgeleri hazırlayarak adım atmanız gerekecektir. Bu tür karmaşık durumlarda yasal danışmanlık, sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlayabilir.
Eğer siz de benzer bir durumdaysanız, haklarınızı öğrenmek ve olası sonuçlara hazırlıklı olmak için yukarıdaki adımları takip edin.
Houston’da düzenlenen veda gecesinde Ticaret Ataşesi Yavuzhan Erdem onurlandırıldı. Texas Business People’ın ev sahipliğinde önemli Türk iş insanları bir araya geldi.
Houston’daki Türk iş dünyası, Ticaret Ataşesi Yavuzhan Erdem’e anlamlı bir veda gecesi düzenledi. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirdiği hizmetler ve kurduğu dostluklarla büyük takdir toplayan Erdem’in görev süresinin sona ermesi dolayısıyla Texas Business People iş grubunun organize ettiği yemekte, Türk iş dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi.
T.C. Houston Başkonsolosu Ahmet Akıntı, Alaturka Texas Direktörü Cahit Cenk Çelik, Çimsa Genel Müdürü Kahraman Hakan Şenvardarlı, Türk Hava Yolları Houston Genel Müdürü Ziya Öztürk, Kayalar Motors Kurucularından Selçuk Kaya ve yeni Ticaret Ataşesi Hasan Köse‘nin de aralarında bulunduğu iş dünyasının önemli isimleri, Erdem’e veda etmek için toplandı. Gecede, Yavuzhan Erdem’e hizmetlerinden dolayı bir başarı plaketi takdim edilirken, Başkonsolos Akıntı ve Erdem’in konuşmaları katılımcılarda duygusal bir atmosfer yarattı.
Etkinliğe, Texas Business People topluluğunun ev sahipliği yapması, organizasyona ayrı bir önem kattı. Texas ve çevresindeki iş dünyasında Türk girişimciler ile yerel iş insanlarını bir araya getiren bu önemli oluşum, Türkiye ile ABD arasındaki ticari ilişkileri güçlendirmede etkin bir rol oynamaya devam ediyor. Gecede ayrıca, yeni Ticaret Ataşesi Hasan Köse’nin tanıtımı yapıldı. Texas Business People Başkanı Selçuk Kaya, konuşmasında gençlerin iş bulma zorluklarına ve yerel iş insanlarının büyüme ihtiyaçlarına vurgu yaparken, organizasyonun sunduğu girişimcilik programlarından bahsetti.
Texas Business People, önümüzdeki dönemde iş dünyasına yön verecek projelerle daha fazla gündemde olmayı hedefliyor.
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe TEKSOY; aksiyon, dram ve suç türündeki “THE PENGUIN” adlı diziyi, Amerika’nın Los Angeles merkezli ilk Türkçe internet Gazetesi @alaturkaonline için kaleme aldı.
YOZLAŞMIŞ GOTHAM ŞEHRİNDEKİ GÜÇ VE İKTİDAR MÜCADELESİ
19 Eylül 2024’te Amerika Birleşik Devletleri’nde HBO’da prömiyerini yapan The Penguin, The Batman (2022) filminin bir spin-off’udur. Gotham City‘nin suç dünyasında Oswald “Oz” Cobb / Penguen karakterinin iktidara yükselişini konu alan dizide başrolü, Oscar ve BAFTA ödülü adayı başarılı oyuncu Colin Farrell üstleniyor. Amerikan rüyasının karanlık bir versiyonuyla karşılaştığımız dizinin hikayesinde, yirminci yüzyılda popüler olan İtalyan-Amerikan suç dramasının başarılı bir örneğini görüyoruz.
Oyuncu kadrosunda; Colin Farrell, Cristin Milioti, Rhenzy Feliz, Theo Rossi, David H. Holmes, Myles Humphus, Joshua Bitton, Carmen Ejogo, Myles Humphus, Clancy Brown ve Michael Kelly yer alıyor.
SUÇ İMPARATORLUĞU
Dizi yapımcıları, The Long Good Friday (1980) ve Scar Face (1983) adlı filmlerin diziyi etkilediğini belirtiyor. Özellikle Tony Soprano ve Vito Corleone ile karşılaştırılan Penguin karakteri, özünde Scarface’te olduğu gibi bir iktidara yükseliş hikayesi sunuyor. Dizi izleyiciye, The Batman’de (2022) gösterdiği yüksek pencereden farklı bir bakış açısı sunuyor ve Penguin karakterinin merceğinden bizleri Gotham şehrinin yozlaşmış sokaklarına, çamurun, karanlığın ve kötülüğün içerisine sokuyor. İşte burada, Gotham şehrinin en büyük mafya babalarından Carmine Falcone’nin ikinci adamı olarak gördüğümüz Penguin, daha fazla statü kazanmak ve daha önemli biri olarak görülmek için can atan zayıf bir tarafta yer alıyor. Bu zayıflık onun iktidar hırsının en büyük kaynağını oluşturuyor.
SEÇKİNLER SINIFI
Öte yandan Oswald “Oz” Cobb yani Penguen, Gotham’ın yer altı dünyasında Falcone ailesi ve Maroni Ailesi gibi Mafya ailelerinin arasında zirveye çıkmaya çalışıyor.Yeraltı dünyasının suç örgütlerini yöneten bu güçlü aileler, dünya çapında birçok siyasetçi, polis gücü ve bürokratı içerisinde bulundurarak güçlü bir örgüt imajı çiziyor. Sosyolojik yönden baktığımızda, dünyayı yöneten güç odaklarından birisi olduğunu ve toplumun en üst düzeyindeki ‘’Seçkinler Topluluğu’’ adlı sınıfı sembolize ediyor. Amerikalı sosyolog C. Wright Mills’in ‘’İktidar Seçkinleri’’ adlı sosyoloji klasiği kitabı, Uluslararası Sosyoloji Derneği tarafından sosyoloji alanında 20. yüzyılın boyuna yazılmış en önemli 39. kitap olarak takdim edilir. Bir sosyal bilim ve sosyal eleştiri klasiği olan bu kitap, dünyayı yöneten güç odaklarının özelliklerini ortaya koymaktadır. Kitapta; “İktidardaki seçkinler topluluğu ellerindeki olanaklar ve yaşam bilgileri sayesinde, sıradan ve olağan insanların olağan ortamlarını aşacak güçteki kimselerden oluşmaktadır. Bu kimseler büyük ve önemli sonuçlara yol açan kararlar alabilecek durumdadırlar.” diyen sosyolog Mills, bu tür insanların modern toplumun başlıca kuruluş ve hiyerarşilerinin komuta yerlerinde bulunduğunu belirtir.
GÜCE HÜKMEDENLER
Filmdeki Mafyatik ailelerin de, böyle bir mekanizmayı sembolize ettiğini ve büyük bir güce hükmettiğini görüyoruz. Böylece, büyük Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin yaşamın en temel gerçeği olarak adlandırdığı bir düşünce öğretisi olan Güç İstenci kavramı ve ayrıca Alman siyaset felsefecisi ve toplumsal teorisyen Hannah Arendt’in şiddet ve itaat istenci adlı politik kavramları ortaya çıkıyor.
THE PENGUIN
Colin Farrell’ın başarılı oyunculuk performansı eşliğinde, dizide güçlü bir psikolojik bir karakter çalışması örneğiyle karşılaşıyoruz. Çekimleri New York ve Los Angeles’ta gerçekleşen The Penguin serisi; sizleri hem Batman evreninin karanlık suç dünyasıyla tanıştıracak, hem de ikonik kötü karakterin daha önce bilmediğiniz geçmişindeki perdeleri aralayacak bir suç draması.
USTA YÖNETMEN WOODY ALLEN’DAN BİR CİNAYET DRAMASI “ŞANS ESERİ (COUP DE CHANCE)”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni EFE TEKSOY; komedi, romantik ve suç türündeki “COUP DE CHANCE” adlı filmi, Amerika’nın Los Angeles merkezli Gazetesi @alaturkaonline için kaleme aldı.
MODERNİZE BİR YUNAN TRAGEDYASI
4 Eylül 2023’te 80. Venedik Uluslararası Film Festivali‘nde prömiyerini yapan Coup de chance, usta yönetmen Woody Allen’ın 50. filmi ve usta yönetmenin ana dili İngilizce olmayan ilk filmi ve Paris’te Gece Yarısı (2011) filminden sonra tamamı Fransa’da çekilen ikinci filmidir. Filmin sinematografisi; Apocalypse Now, Paris’te Son Tango, 1900 ve The Last Emperor gibi klasik filmlerdeki çalışmalarıyla sinema tarihinin en iyi ve en etkili görüntü yönetmenlerinden biri olarak tanınan Oscar ödüllü İtalyan sanatçı Vittorio Storaro imzasını taşıyor. Woody Allen’ın nevrotik karakterlerinin çatışmalar yaşadığı felsefi derinlikteki filmlerinden bir yenisiyle karşı kaşıyayız. Acı-tatlı türünde yaptığı komedi filmleriyle tanınan usta film yapımcısı; bizleri varoluşsal temaların hüküm sürdüğü bu yeni filminde, dram ve gerilim unsurlarıyla baş başa bırakıyor. Hikaye boyunca, karakter çatışmalarının hakim olduğu kırılgan karakterlerin iç dünyalarına dalıp çıkıyoruz.
İTALYAN RÖNESANSI ETKİSİ
Yönetmenin sinema anlatısına baktığımızda, Woody Allen Sineması’na hakim olan Fransız Yeni Dalga Akımı’nın (La Nouvelle Vague) ve İtalyan Yeni GerçekçilikSineması’nın etkilerini büyüleyici bir atmosfer eşliğinde bir kere daha görüyoruz. Hikayenin kökeni ise, Antik Yunan Mitolojisi’ndeki Kephalos ve Prokris efsanesinden esinleniyor. Buna ek olarak filmin finalinin, Quattrocento Dönemi sonlarında resmettiği mitolojik ve alegorik konularla ünlü İtalyan Rönesans ressamı Piero di Cosimo’nun, (Publius Ovidius Naso’nun Metamorfoz-VII’de Procris’in kocası Cephalus’un elinden ölümünü anlatan öyküsünden esinlendiği) Procris’in Ölümü tablosuna bir gönderme olduğunu görüyoruz.
FİLMİN KONUSU
Zengin bir adam olan Jean ile evli olan Fanny, iş hayatında başarılı ve arzu ettiği her şeye sahip bir şekilde Paris’in en güzel semtlerinden birisinde mutlu bir şekilde yaşamaktadır. Fanny bir gün tesadüfen eski bir lise arkadaşı olan Alain ile karşılaşır ve çok mutlu olur. Kısa süre sonra tekrar görüşen iki eski dost, gittikçe yakınlaşır ve bu yakınlaşma karışıklığa sebep olur.
Oyuncu Kadrosunda; Lou de Laâge, Niels Schneider, Melvil Poupaud, Anna Laik, Yannick Choirat, Guillaume de Tonquédec, William Nadylam, Elsa Zylberstein ve Arnaud Viard yer alıyor.
KAMERA ARKASI
-Paris’teki restoran sahnesi, 2. bölgedeki Palais Royal’in yakınındaki Le Bougainville’de çekildi.
-Woody Allen, bu filmi 2020 yazında Paris’te çekmeyi planlamıştı ancak Covid salgını nedeniyle bundan vazgeçti.
-Çekimler sona ererken, Woody Allen bir röportajında şöyle dedi: “Size sadece şunu söyleyebilirim ki bu bir suç filmi, ciddi bir suç ve ceza hikayesi. Elbette bir doz romantizmle.”
-Yapımın erken aşamalarında, görüntü yönetmeni Vittorio Storaro bir röportajında şunları söyledi: “Bunu “Maç sayısı-Match Point (2005)” ile karşılaştırmam. Senaryo, dram ve komediyi ustalıkla harmanlıyor, her seferinde onları çok farklı şekillerde ayarlıyor. Şunu söyleyebilirim ki, şimdiki zamanda geçiyor, kahkaha olacak ama aynı zamanda karanlık ürpertiler de olacak.”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni EFE TEKSOY; bilim kurgu, gerilim ve dram türündeki “THE BEAST” adlı filmi, Amerika’nın Los Angeles merkezli internet Gazetesi @alaturkaonline için kaleme aldı.
POSTMODERN BİR ANLATI
Fransız film yapımcısı Bertrand Bonello‘nun yönettiği The Beast (La Bête), Amerikalı yazar Henry James’in klasik romanı The Beast in the Jungle’ın ‘’Gevşek (loosely)’’ uyarlamasıdır. Başrolünü BAFTA adayı ünlü Fransız aktris Léa Seydoux’un üstlendiği yapım, dünya prömiyerini 3 Eylül 2023’te 80. Venedik Uluslararası Film Festivali‘nde resmi yarışmanın bir parçası olarak yaptı. Filmin bilim kurgu türüyle modernize şekilde yorumlanan hikayesi, izleyiciye (1910, 2014 ve 2044 olmak üzere) üç farklı dönemi işleyen bir melodram sunuyor.
VAROLUŞ SORUNSALI
Fütüristik ve Postmodern bir anlatıyla karşılaştığımız film, bizleri 1910 Büyük Paris Sel Felaketi’nde Seine Nehri’nin taştığı ve şehrin bazı kısımlarını sular altında bıraktığı Belle-époque Paris’i ile de baş başa bırakıyor. Bununla birlikte bilim kurgu teması altında, ‘’Gerçekliğin Doğasını Arayış’’ ve ‘’Varoluş Sorunsalı’’ gibi felsefi meselelere değindiğini görüyoruz. Böylece karşımıza, çağımız tekno-bilimsel ilerleyişi nedeniyle gerçeklik anlayışımızın temel varsayımlarını tahrip eden ‘’Biyo-Teknolojik Cesur Yeni Dünya’’ türünde bir yakın gelecek ile karşılaşıyoruz.
KARANLIK GELECEK TASVİRİ
Filmdeki yapay zeka tarafından ele geçirilen insanların tasvir edildiği bu gelecek, androidler tarafından insanların duyguları nedeniyle işe yaramaz ve karar veremez olarak nitelendirildiği karanlık bir gelecektir. Bu da karşımıza, yapısalcı ve postmodernist olarak Fransız filozof Michel Foucault’nun disiplin rejimine ve biyopolitika-biyoiktidar kavramını getiriyor. Güney Koreli filozof ve kültür kuramcısı Byung-Chul Han, Enfokrasi: Dijitalleşme ve Demokrasinin Krizi adlı kitabında ; ‘’Biyopolitika olgusunda disiplin iktidarının hedefi, bedenin kendisidir. Foucault’nun görünüşte oluşumunu fark edemediği enformasyon rejimi, herhangi bir biyopolitikaya dayanmaz. Bedenle ilgilenmez. Psikopolitika aracılığıyla psychenin kontrolünü ele geçirir.‘’ diye belirtir ve modern disiplin rejiminin bir gösteri toplumu değil, bir gözetim toplumu olduğunu aktarır. Böylece, filmde yapay zekanın ele geçirdiği karanlık geleceğin aslında bir gözetim ve kontrol toplumu olduğu görülüyor.
FİLMİN KONUSU
Yapay zekanın dünyadaki işlerin çoğunu ele geçirdiği bir 2044 yılı yakın gelecekte, insanlar androidler tarafından, duyguları nedeniyle işe yaramaz ve karar veremez olarak görülmektedir. Bazı insanlar daha iyi iş bulabilmek için, DNA’larını değiştirme işleminden geçer ve Arındırma Süreci sayesinde, geçmiş yaşamlarına girerek güçlü duygularından kurtulurlar. Gabrielle’de, veri çekirdeklerinin sıcaklığını okuduğu işinde amaçsız hisseden genç kadındır. Daha tatmin edici bir iş bulabilmek için DNA’sını arındırmaya karar verir.
Oyuncu kadrosunda; Léa Seydoux, George MacKay, Guslagie Malanda, Dasha Nekrasova, Martin Scali, Elina Löwensohn, Marta Hoskins, Julia Faure, Kester Lovelace ve Felicien Pinot yer alıyor.
DEHŞET VERİCİ BİR ZAMAN YOLCULUĞU
Düşler ve rüyaların iç içe geçtiği bir metafiziksel zaman yolculuğuna çıktığımız bu filmde, aynı zamanda felsefi bir yolculuğa da çıkmaktayız. Yakın gelecekte tüm kontrolü ele geçiren yapak zeka nedeniyle, geçmiş ve geleceğin birbirine karıştığını görmekteyiz. Akıllara varlık ya da mutlak zekanın bu süreçte, zamanın hangi noktasında yer aldığı sorusu geliyor. Bunun için de düşünce tarihine bakmamız gerekiyor. Felsefe tarihinde Fichte ve Hegel arasında bir geçiş filozofu olarak anılan ve Kant sonrası Alman İdealizminin önde gelen temsilcilerinden ünlü Alman filozof Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling, System of Transcendental Idealism (Transandandal İdealizm Sistemi,1800) adlı başyapıtında geliştirdiği doğa kavramını “Ben”i hareket noktası alan Fichte’nin felsefesiyle birleştirmeye çalışmış ve Kantçı bir çerçeve içinde bilginin temelini keşfetmeyi amaçlamıştır. Schelling, ‘’Kendinde-geçmişin var olmuş olup olmadığı sorusu, kendinde-şeyin var olup olmadığı sorusu kadar aşkındır. Geçmiş, ancak şimdiyle var olur, yani herkes için herkesin kendi kökensel kısıtlanmışlığı aracılığıyla var olur; bu kısıtlanmışlık kaldırılırsa, olmuş olan her şey olmakta olan her şey gibi başlangıcı ve sonu olmayan tek bir zekanın üretimi olur.’’ diyen filozof, mutlak zekanın olmuş olan ve olacak olan her şey olduğunun söylenmesi gerektiğini belirtir.
MİMARLIK GÖSTERGEBİLİMİ VE MİMARİ ŞİFRE
Filmin mekanı Fransa-Paris olunca, görsel atmosferde öne çıkan mimari göstergeler ve geometrik şifrelerden bahsetmeden olmaz. İtalyan filozof, yazar, ortaçağ uzmanı ve semiyotikçi Umberto Eco, Mimarlık Göstergebilimi kitabında, mimari göstergelerin kavramsal yapısının işlevlerle bağlantılı olmasından yola çıkarak işlevlerin tanımına birçok yenilik geitirir. Eco,‘’Mimar, inşa ettiği yapıların tanıttığı yeni teknolojik öğelerin, o ilkel topluluğu, daha önce kullandığı geleneksel işlevleri yeniden gözden geçirmeye zorlayıp zorlamayacağına bakar.’ Avangardist bir yıkıcılık dürtüsüne kapılan mimar, insanları tamamen başka türlü yaşamaları için zorlamaya karar verir’ der. Filmde gerçekliği adeta (Jean Baudrillard’ın Simülakrlar ve Simülasyon düzeyinde) yeniden yaratan ve Gabrielle karakterini bu gerçekliğin içerisinde yolculuğa çıkartan yapay zeka, karşımıza adeta düşsel mimar olarak çıkıyor. Fakat yarattığı bu gerçekçi rüya evreni, gerçekçi kalıpları bozmuyor ve Paris’in mimari şifrelerine sadık kalıyor. Eco, mimarlığın retorik ve ideolojik beklentileri dönüştürmeye ve yeni bilgi üretmeye eğilimi olduğunu ve bu eğilimin gerçekleşebilmesi için de mimarlığın mevcut şifrelerinden bazılarını koruması gerektiğini belirtir. İtalyan mimar Italo Gamberini, mimarlık için bir “Kurucu Göstergeler Şifresi” önerir. Bu önerideki iç mekan için kullanılan kalıplar (Tabanı belirleyen göstergeler, ilişkilendirici göstergeler ve dış cepheyi sınırlayan göstergeler gibi), mimarlığın aslolan kalıplarıdır. Umberto Eco, “böyle bir şifrelendirmenin somut olarak uygulanması halinde (pek çok değşik yapı için), sunacağı imkanlar, kuşkusuz, daha önceki şifrenin tipolojik-retorik katılığını, donup kalmışlığını aşmayı sağlar” diye ekliyor. Ayrıca Eco; eğer mimarlık, mekanları birbirine eklemleme sanatıysa ve, o zaman bu eklemlenmenin şifrelendirilmesi Öklid’in geometrisinde öngördüğü gibi olabilir. Bu noktada, ilk eklemlenmenin öğeleri mekan birimleri –ya da choremler (mekan)- sonraki eklem öğeleri de stoichea yani klasik geometrinin öğeleri olacağını söyler. Tıpkı filmde mevcut mimari şifreleri koruyarak tamamen gerçekçi bir evren yaratan yapay zekanın yaptığı gibi.
İyi Seyirler Dilerim
EFE TEKSOY
KAYNAKÇA
HAN, Byung-Chul, Enfokrasi: Dijitalleşme ve Demokrasinin Krizi, çev. Mustafa Özdemir, İstanbul: Ketebe Yayınları, 2022
SCHELLING, Friedrich Wilhelm Joseph von, Transandandal İdealizm Sistemi, 1800, çev. Merve Ertene, Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2022
FRANCIS FORD COPPOLA’DAN POSTMODERN BİR BAŞYAPIT “MEGALOPOLIS”
Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni EFE TEKSOY; bilim kurgu, trajedi ve dram türündeki “MEGALOPOLOS” adlı filmi, Amerika’nın Los Angeles merkezli Gazetesi @alaturkaonline için kaleme aldı.
SİYASET ÜZERİNE EPİK BİR POPÜLİZM MASALI
16 Mayıs 2024’te prömiyerini yaptığı 77. Cannes Film Festivali‘nde Altın Palmiye için yarışmak üzere seçilen Megalopolis, Sinema tarihinin en büyük film yapımcılarından birisi olarak gösterilen usta yönetmen Francis Ford Coppola’nın imzasını taşıyor. Yapım hikâyesi tam 40 yıl süren Megalopolis filmi vizyona girdi. Vizyoner yönetmen Coppola; izleyiciye siyaset biliminde popülizm üzerine epik bir masal sunarak, seyirciyi geçmiş ve gelecek içerisinde sürükleyip postmodern bir yolculuğa çıkartıyor. Coppola filmini “Hayali bir modern Amerika’da geçen bir Roma destanı” olarak tanımlıyor ve Roma’nın düşüşü ile Amerika Birleşik Devletleri’nin geleceği arasında paralellikler kurarak, MÖ 63’teki Catilina komplosu olaylarını modern New York’ta geçiren bir film sunuyor. Filmin senaryosu, New York’ta büyüyen Francis Ford Coppola’nın hayranı olduğu Fritz Lang‘ın klasik filmi Metropolis (1927) ve ayrıca Ayn Rand’ın Hayatın Kaynağı “The Fountainhead” adlı romanıyla karşılaştırılan Megalopolis, izleyiciyi ’Gerçekliğin Doğasını Arayış’’ ve ‘’Varoluş Sorunsalı’’ gibi felsefi meselelerle başbaşa bırakıyor. Böylece karşımıza, çağımız tekno-bilimsel ilerleyişi nedeniyle gerçeklik anlayışımızın temel varsayımlarını tahrip eden ‘’Biyo-Teknolojik Cesur Yeni Dünya’’ türünde bir yakın gelecek ile karşılaşıyoruz. Bu da bizi Fransız filozof Jean Paul Sartre’nin Varlık ve Hiçlik adlı Fenomenolojik Ontoloji Denemesi altbaşlığını taşıyan eserine getiriyor. Felsefi bir antropoloji olarakta görülen Varlık ve Hiçlik, felsefenin temelini oluşturan kavramların ayrıntılı fenomenolojik tasvirlerinin yapıldığı ve mutlak özgürlük anlayışının savunulduğu varlıkbilim üzerine felsefi bir denemedir. Burada ele alınan özgürlük anlayışını, filmdeki Cesar Catilina karakteri üzerinden görmekteyiz.
FİLMİN KONUSU
Dahi bir mimar olan Cesar Catalina, yıkıcı bir felaketin ardından çürümekte olan Yeni Roma’yı (eski New York) bir ütopya olarak yeniden inşa etmeyi amaçlar. Federal hükümet tarafından şehri yıkıp, ona uzay ve zamanı kontrol etme gücü verebilecek bir malzeme olan Megalon’u kullanarak sürdürülebilir bir ütopya olarak yeniden inşa etme lisansı verilir. İdealist sanatçı Cesar’ın en büyük düşmanı Belediye Başkanı Franklyn Cicero, gerici bir statükoya bağlı kalmaya devam etmektedir. Aralarında kalan ise, sadakati babası ve sevgilisi arasında bölünmüş olan Julia Cicero vardır.
Yıldız isimlerden oluşan oyuncu kadrosunda; Adam Driver, Giancarlo Esposito, Dustin Hoffman, Nathalie Emmanuel, Aubrey Plaza, Shia LaBeouf ve Laurence Fishburne yer alıyor.
MİMARLIK GÖSTERGEBİLİMİ
Filmin görsel atmosferde öne çıkan mimari göstergeler ve geometrik şifreler özellikle büyük önem taşıyor. İtalyan filozof, yazar, ortaçağ uzmanı ve semiyotikçi Umberto Eco, Mimarlık Göstergebilimi kitabında, mimari göstergelerin kavramsal yapısının işlevlerle bağlantılı olmasından yola çıkarak işlevlerin tanımına birçok yenilik geitirir. Eco,‘’Mimar, inşa ettiği yapıların tanıttığı yeni teknolojik öğelerin, o ilkel topluluğu, daha önce kullandığı geleneksel işlevleri yeniden gözden geçirmeye zorlayıp zorlamayacağına bakar.’ Avangardist bir yıkıcılık dürtüsüne kapılan mimar, insanları tamamen başka türlü yaşamaları için zorlamaya karar verir’ der. Filmde eski New York’u yani Yeni Roma şehrini adeta (Jean Baudrillard’ın Simülakrlar ve Simülasyon düzeyinde) yeniden yaratan ve izleyiciyi bu gerçekliğin içerisinde yolculuğa çıkartan Cesar Catilina, karşımıza düşsel bir mimar olarak çıkıyor. Fakat yarattığı bu yeni Roma, New York şehrinin kalıplarını bozmuyor ve şehrin mimari şifrelerine sadık kalıyor. Eco, mimarlığın retorik ve ideolojik beklentileri dönüştürmeye ve yeni bilgi üretmeye eğilimi olduğunu ve bu eğilimin gerçekleşebilmesi için de mimarlığın mevcut şifrelerinden bazılarını koruması gerektiğini belirtir.
MİMARİ ŞİFRE
İtalyan mimar Italo Gamberini, mimarlık için bir “Kurucu Göstergeler Şifresi” önerir. Bu önerideki iç mekan için kullanılan kalıplar (Tabanı belirleyen göstergeler, ilişkilendirici göstergeler ve dış cepheyi sınırlayan göstergeler gibi), mimarlığın aslolan kalıplarıdır. Umberto Eco, “böyle bir şifrelendirmenin somut olarak uygulanması halinde (pek çok değşik yapı için), sunacağı imkanlar, kuşkusuz, daha önceki şifrenin tipolojik-retorik katılığını, donup kalmışlığını aşmayı sağlar” diye ekliyor. Ayrıca Eco; eğer mimarlık, mekanları birbirine eklemleme sanatıysa ve, o zaman bu eklemlenmenin şifrelendirilmesi Öklid’in geometrisinde öngördüğü gibi olabilir. Bu noktada, ilk eklemlenmenin öğeleri mekan birimleri –ya da choremler (mekan)- sonraki eklem öğeleri de stoichea yani klasik geometrinin öğeleri olacağını söyler. Tıpkı filmde mevcut mimari şifreleri koruyarak eski eski New York’ta postmodern bir Yeni Roma inşa eden idealist mimar Cesar Catilina’nın yaptığı gibi.
NESNE YÖNELİMLİ ONTOLOJİ
Karakterin çıktığı bu mimari fütüristik yolculukta, bizleri geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği bir ütopik dünya karşılıyor. Yani; karakter bağımsız bir nesneler dünyasının ortasına sürükleniyor. İşte bu durum, izleyiciyi 21. Yüzyılın en büyük düşünce ekollerinden birisi olan Metafizikte, Nesne Yönelimli Ontoloji (NYO) felsefesine getiriyor. Fenomenoloji, Yorumbilim ve Varoluşçuluk felsefesine olan önemli katkılarından dolayı 20. Yüzyılın en etkili ve önemli filozoflarından birisi olarak kabul edilen Martin Heidegger’den etkilenmiş olan bu felsefi soruşturma; nesnelerin otonomilerini, birbirine ve insan bilincine indirgenemezliğini ve insan bilincinden bağımsız, kendi gerçeklikleriyle ilişkide girdiğini öne sürüyor. Bu felsefi görüşe Alman felsefesinin kurucu babalarından ve Dünya felsefe tarihinin en büyük filozoflarından birisi olarak anılan Immanuel Kant’ta da rastlıyoruz. Kant’ın, “Düşünülür ve Duyulur Dünya” ayrımında ve Kendinde Şey (Thing-in-itself) ile ilişkilendirilen Numen (Noumenon) görüşünde. Bu posthümanist dünya tasarımında, nesneler insanlar olmadan ilişki kurma ve hatta eyleme kapasitesine sahiptir. Çağdaş felsefedeki Spekülatif Gerçeklik Akımı’nın öncülerinden Amerikalı filozof Graham Harman, Nesne Yönelimli Ontoloji kitabında, “Gerçek nesneler, onları algılamamıza ya da düşünmemize bakmaksızın var olurken, duygusal nesneler yalnız bilinç faaliyetlerimizle ilintili olarak var olur.” diye belirtir.
YENİ ROMA ŞEHRİ
Filmde Yeni Roma Şehrine bir kaosun hakim olduğunu ve bu kaotikliğin gerçekliğin yerini aldığını görmekteyiz. Alman İdealizmi diye bilinen felsefî devinimin kurucu figürlerinden Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in temel tezi; “Ussal olan gerçek olandır, gerçek olan ussaldır” şeklindedir. Yani gerçeklik kuramının temel fikri öznenin nesneyle bağlantılı olduğu ve biri olmadan diğerinin de olamayacağıdır. Hegel’e göre ussal olan yani akılsal olan gerçekliktir. Fakat Dark Matter evreni bizlere gerçekliği adeta akıldışı olarak sunmaktadır. Bu süreçte izleyiciyi Hegel’in felsefesine büyük bir hayranlık duyan fakat ona sonradan adeta kültürel bir savaş açan Varoluş felsefesinin babası Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard’ın biçimlenen son büyük metafizik sistemine getiriyor. Arı Hegelci tarzın diyalektik yasasına göre, tez antiteziyle karşılaşır, Kierkegaard felsefesinde bu antitezdir.
MEGALOPOLIS
Francis Ford Coppola’nın son başyapıtı Megalopolis; mitolojiden, tarihe ve felsefeye kadar onlarca konuda gönderme yaparak bilim kurguyla harmanlanmış bir fütüristik destan sunuyor.
Son dönemde Venmo ve Zelle üzerinden yapılan dolandırıcılıklar arttı. Hiç tanımadığınız birinden para gönderiliyorsa dikkat! Çalıntı hesaplar veya çalıntı kredi kartları kullanılarak gönderilen paralar, bankalar tarafından fark edilip geri çekilebilir. Sakın para iadesi yapmayın ve tanımadığınız kişilerden gelen ödemeleri kabul etmeyin. Kendinizi korumak için dikkatli olun!
İşte bilmeniz gerekenler:
Yanlışlıkla Gönderilen Para Dolandırıcılığı:Tanımadığınız bir kişiden para gönderildiğinde, dolandırıcı bu parayı ‘yanlışlıkla’ gönderdiğini iddia ederek geri istiyor. Banka, bu işlemin dolandırıcılık olduğunu fark ettiğinde, parayı hesabınızdan geri çeker. Ancak siz bu arada parayı geri gönderdiyseniz, kendi paranızdan olmuş oluyorsunuz
Yüksek Ödeme Dolandırıcılığı: Dolandırıcılar, size bir ürün veya hizmet için fazla ödeme yapar ve ardından fazla ödenen miktarı geri göndermenizi ister. Bu fazla ödeme genellikle çalıntı kartla yapılır ve ödeme iptal edildiğinde, dolandırıcılara geri gönderdiğiniz para kaybolur
Sahte Müşteri Hizmetleri Dolandırıcılığı: Dolandırıcılar, Venmo veya Zelle müşteri hizmetleri temsilcisi gibi davranarak sizi arayıp kişisel bilgilerinizi veya hesap erişim bilgilerinizi talep edebilirler. Gerçek müşteri hizmetleri hiçbir zaman bu tür bilgileri talep etmez
Sahte Fatura Dolandırıcılığı: Dolandırıcılar, sahte ödeme bildirimleri veya faturalar göndererek sizi kandırmaya çalışabilirler. Bu bildirimler genellikle Venmo veya Zelle’den geliyormuş gibi görünür, ancak gerçek değildir
Eğer hesabınıza Venmo veya Zelle aracılığıyla tanımadığınız birinden para gönderildiyse, kesinlikle para iadesi yapmayın. Bu tür dolandırıcılıklardan korunmak için dikkatli olun ve şüpheli durumlarda hemen ödeme uygulamasının müşteri hizmetleriyle iletişime geçin.
ABD Başkanı Joe Biden, Oval Ofis’ten yaptığı konuşmada 2024 başkanlık yarışından çekildiğini ve “meşaleyi yeni bir nesle devretmenin” zamanı geldiğini belirtti. Biden, “Bu makamı yüceltiyorum, ama ülkemizi daha çok seviyorum,” dedi. 50 yılı aşkın siyasi kariyerine veda eden Biden, “Demokrasinin savunması herhangi bir unvandan daha önemlidir,” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden, Çarşamba gecesi Oval Ofis’ten yaptığı konuşmada, “meşaleyi yeni bir nesle devretmenin” zamanı geldiğini söyleyerek 2024 başkanlık yarışından çekildiğini açıkladı. Biden, “Bu makamı yüceltiyorum, ama ülkemizi daha çok seviyorum,” dedi.
81 yaşındaki Biden, Haziran 27’deki tartışmalı performansının ardından Demokratlar tarafından baskı altına alınmıştı. “Yüce Tanrı dışında kimse beni bu karardan vazgeçiremez,” diyen Biden, “En iyi yolun meşaleyi yeni bir nesle devretmek olduğunu kararlaştırdım. Bu, ulusumuzu birleştirmenin en iyi yoludur,” dedi.
Biden, yaptığı içsel sorgulamalar ve Trump karşısında kaybedebileceğini öngören iç anketlerin ardından bu kararı aldı. “Amerika’nın harika tarafı burada krallar ve diktatörler değil, halk yönetir. Tarih sizin ellerinizde. Güç sizin ellerinizde. Amerika’nın fikri sizin ellerinizde yatıyor,” dedi.
Biden, Pazar günü sosyal medya üzerinden tekrar aday olmayacağını duyurmuştu. Biden, Vietnam Savaşı’ndaki başarısız yönetimi nedeniyle 1968’de adaylıktan çekilen Lyndon Johnson’dan bu yana yeniden seçilmeyi istemeyen ilk görevdeki başkan oldu.
Biden, Trump ile yaptığı tartışmadaki performansı sonrası zihinsel yeterliliği hakkında endişelerle karşı karşıya kaldı. Ancak çekilmesinin ardından Demokratlar Biden’a destek vererek karakterini ve başkanlık dönemindeki başarılarını övdüler.
Çalışanlardan oluşan bir kalabalık, konuşmayı birlikte izlemek üzere Beyaz Saray’a geldi. Beyaz Saray yetkilisi, Biden’ın konuşması için Beyaz Saray’da bir resepsiyon ve “izleme partisi” düzenlendiğini söyledi.
Biden, kalan altı aylık görev süresinde başkanlık görevine odaklanacağını belirtti. Perşembe günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelerek Gazze ateşkesini görüşecek. Biden’ın Oval Ofis’teki bu dördüncü konuşması, Trump’a yönelik suikast girişimi sonrası Amerikan halkına siyasi söylemi yatıştırma çağrısında bulunduğu 15 Temmuz’daki konuşmasından sonra geldi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde doğmuş, sonradan vatandaşlık kazanmış ya da göçmen olarak Amerika’ya gelmiş birçok Türk ailesi, çocuklarının vatandaşlık ve pasaport işlemleri konusunda çeşitli sorularla karşılaşmaktadır. Bu rehber, farklı durumlarda karşılaşabileceğiniz süreçleri ve gerekli adımları açıklamayı amaçlamaktadır.
1. Amerika’da Doğan Çocuklar
Amerika’da doğan çocuklar, doğuştan Amerikan vatandaşıdırlar. Bu çocuklar doğduklarında doğum belgesi ve sosyal güvenlik numarası alırlar. Amerikan vatandaşlığı doğrudan tanındığı için bu çocukların vatandaşlık veya pasaport başvurusunda bulunurken ek bir işlem yapmalarına gerek yoktur.
Yapılması Gerekenler:
Doğum belgesi almak.
Sosyal güvenlik numarası başvurusu yapmak.
Pasaport başvurusu yapmak.
2. Amerika Vatandaşı Ebeveynlerin Yurt Dışında Doğan Çocukları
Amerikan vatandaşı olan ebeveynlerin yurt dışında doğan çocukları, belirli şartları sağladığında doğuştan Amerikan vatandaşı olabilirler. Bu şartlar genellikle ebeveynin Amerika’da belirli bir süre ikamet etmiş olmasını gerektirir. Çocuğun vatandaşlık durumu, “Konsolosluk Doğum Raporu” (CRBA) adı verilen bir belge ile belgelenir.
Yapılması Gerekenler:
CRBA başvurusu yapmak için en yakın Amerikan konsolosluğuna başvurmak.
Doğum belgesi ve ebeveynin vatandaşlık belgelerini sunmak.
Pasaport başvurusu yapmak.
3. Sonradan Amerikan Vatandaşı Olan Ebeveynlerin Çocukları
Amerika’ya göç etmiş ve sonradan Amerikan vatandaşı olmuş ebeveynlerin, yurt dışında doğmuş veya Amerika’ya getirilmiş çocukları için vatandaşlık işlemleri daha farklıdır. Bu çocukların vatandaşlık kazanabilmesi için ebeveynlerin vatandaşlık durumunu ve çocukların Amerika’daki ikamet durumlarını belgelendirmeleri gerekmektedir.
Yapılması Gerekenler:
Çocukların Amerika’da sürekli ikamet ettiğini belgelemek.
Ebeveynlerin vatandaşlık belgelerini sunmak.
Çocuklar 18 yaşına gelmeden vatandaşlık başvurusu yapmak.
4. Kaçak Olarak Amerika’ya Gelen ve İltica Eden Ailelerin Çocukları
Amerika’ya kaçak yollarla gelen veya iltica eden ailelerin çocukları için durum daha karmaşıktır. Bu çocuklar Amerikan vatandaşı olarak doğmamışlarsa, ebeveynlerinin iltica durumu veya yasal ikamet izinleri çerçevesinde vatandaşlık başvurusu yapmaları gerekecektir.
Yapılması Gerekenler:
İltica başvurusu yapmış ve onaylanmışsa, yasal ikamet izni aldıktan sonra vatandaşlık başvurusunda bulunmak.
Çocukların Amerika’da ikamet ettiğini belgelemek.
Vatandaşlık başvurusu sürecinde yasal destek almak.
5. Türkiye’de Doğmuş ve 18 Yaş Altı/Aşağıdaki Çocukların Durumu
Amerika’ya göç etmiş ve Türkiye’de doğmuş çocukları olan aileler, çocuklarının vatandaşlık kazanma süreçlerinde farklı adımlar izlemek zorundadırlar. 18 yaş altı çocuklar için vatandaşlık başvuruları, ebeveynlerin vatandaşlık durumuna ve çocukların ikamet durumuna bağlı olarak değişir.
Yapılması Gerekenler:
Ebeveynlerin vatandaşlık belgelerini sunmak.
Çocukların Amerika’da ikamet ettiğini belgelemek.
18 yaş altı çocuklar için vatandaşlık başvurusu yapmak.
6. 18 Yaş Üstü Çocukların Durumu
18 yaş üstü çocuklar, Amerikan vatandaşı ebeveynleri varsa vatandaşlık başvurusunda bulunabilirler. Bu başvuru süreci, çocukların Amerika’da sürekli ikamet ettiğini belgelemek ve belirli yasal süreçleri takip etmek suretiyle gerçekleştirilir.
Yapılması Gerekenler:
Çocukların Amerika’da sürekli ikamet ettiğini belgelemek.
Vatandaşlık başvurusu yapmak.
Vatandaşlık başvuru sürecinde gerekli belgeleri sunmak.
Bu rehber, Türk ailelerin Amerikan vatandaşlık ve pasaport işlemleri konusunda karşılaşabileceği farklı durumları kapsamaktadır. Her durumun kendine özgü prosedürleri ve gereklilikleri vardır, bu nedenle doğru bilgi ve yasal danışmanlık almak önemlidir.
Amerika’da yaşayan Türk aileler, vatandaşlık ve pasaport işlemlerinde karşılaştıkları zorlukları aşmak için Amerikan konsolosluklarından veya göçmenlik avukatlarından destek alabilirler. Unutmayın ki, her bireyin durumu farklı olabilir ve en doğru bilgi için resmi mercilere başvurmanız önerilir.
Bugün, dünya genelinde, hayatımızın kahramanları, rehberlerimiz ve ilk dostlarımız olan babalarımızı kutlama günüdür. Babalar, ailelerimizin direği ve yüreklerimizin sıcak köşesidir. Onların fedakarlıkları, güçlü kucakları ve bilge tavsiyeleri, bizleri bugünkü insanlar yapmıştır.
Bu özel günde, tüm babalara; sevgi dolu kalpleri, bitmek bilmeyen destekleri ve sonsuz sabırları için minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Babalarımızın yüzünü güldürmek ve onlara olan sevgimizi göstermek için mükemmel bir fırsat.
Alaturka olarak, her bir babanın, babalık yolculuğunda karşılaştığı zorluklara rağmen her zaman ailelerine sağladığı destek ve güven için teşekkür ederiz. Bugün, siz değerli babalarımıza, hak ettikleri takdiri göstermek ve onları özel hissettirmek istiyoruz.
Babalar Gününüzü kutlar, hayatınızı mutluluk, sağlık ve sevgi ile dolduracak bir gün geçirmenizi dileriz.